SeRSeRiGiRL's profile$1Tღ♥♡ (¯`·»¤SeRSeRiGiRL...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
$1Tღ♥♡ (¯`·»¤SeRSeRiGiRL¤«·´¯)ღ•·.·´÷.¸¸.·´¯`»«´¯`·.¸¸.°¤·.·´¯`·)»öLüM MeLeĞi«(·´¯`·.·.¸¸.·´¯`»«´¯`·.¸¸.÷
December 07 MerSin / MuT
MERSİN-MUT
Mut ilçesi Karaman-Mersin karayolu üzerinde Mersine bağlı, Toros dağlarının güney yamaçlarında kurulmuş yaklaşık 37 bin nüfuslu bir ilçedir. Ne zaman kurulduğuna dair bulgular bizi M.Ö. 2000 yıllarına kadar götürür. Yapılan arkeolojik kazılarda bu tarihe kadar uzanan bulgulara rastlanmıştır. Tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yaptığı bilinen ilçe en parlak günlerini Bizanslılar döneminde yaşamıştır. İlçenin hemen her yerinde eski yaşamlara ait kalıntılara rastlamak olasıdır. Bugün ayakta kalabilmiş ve gezilmeye değer belli başlı yapılar arasında Alahan Manastırı ve Dağpazarı kilisesi, Mut Kalesi, Mavga Kalesi, Taş Han, La'al Paşa Camii ve Dağ camii başta gelir.
Bunun dışında Toros dağlarının muhteşem doğasını tadacak ve doğa harikası güzellikleri görüp gezebileceğiniz bir ilçedir. Bu doğa harikası güzellikler içinde yakın zamanda tabiat anıtı olarak ünvan almış Yerköprü, Kırkpınar, Sason Kanyonu, Karaeşki, SİT alanı olarak barındırdığı dağ keçileri ile av turizmine de hizmet eden Kestel kanyonu ve bakmaya doyamayacağınız Göksu vadisi en başta gelenleridir. Göksu ırmağını besleyen çok sayıda irili ufaklı akarsu tam bu yörede Göksu'ya karıştığından bunların oluşturduğu vadiler ve kanyonlar ile doğal güzelliklerini sergiliyorlar.
17. Yüzyılda yaşamış Ünlü Halk Ozanı Karacaoğlan'ın mezarı Mut'tadır. İlçeye bağlı Çukur (Karacaoğlan) köyünde, ozanın mezarının olduğu yere Kültür bakanlığı tarafından bir anıt yaptırılmıştır. Oldukça engebeli bir arazi yapısına sahip olan ilçede halkın büyük çoğunluğu hakim olan yörük kültürünün de etkisiyle tarım ve hayvancılıkla uğraşır.En önemli tarım ürünleri Zeytin ve Kayısıdır. Dünyada ilk turfanda kayısının üretildiği ve piyasaya çıktığı yer olarak ünlenmiştir. Her yıl Haziran ayının ilk haftasında çeşitli sanatçıların katıldığı Kayısı Festivali düzenlenmektedir.
Balabolu Harebeleri(Adrasos):
Mut'un batısında Yalnızcabağ Köyü Değirmenlik Yaylası'ndadır. Büyük bir antik yerleşim alanı olduğu görülmektedir. Ayakta hiçbir sağlam yapı kalmamış olmakla birlikte çok sayıda lahit ve duvar kalıntıları bulunmaktadır. The Ruins of Balabolu (Adrasos)
:İt is about 50 km. for from Mut on the Değirmenlik plateau of the Yalnızcabağ Village. İt is a very large antique area. Although there are so many carved grave stones and inscriptions, there are no buildings up, all of them are in ruins. Yerköprü:
İlçe merkezine 35 km uzaklıktaki bu doğa harikası, Göksu nehrini besleyen Ermenek çayının uzun yıllar boyu süren topraktaki aşındırma etkisi sonucu derin bir vadi meydana gelmiştir. Doğal su tünelinin uzunluğu 250 metredir. Yerköprü 'de göreceğiniz doğal tünel ve şelale size unutulmaz bir gün geçirtecektir Yerköprü:
İt is a natural ground bridge over the Ermenek River, it is about 35 km away from Mut. İt flows into the Göksu River and joins it near the Village of Suçatı. The river fows in a deep valley and passes through a tunnel which is about 250 m long. İf you go to Yerköprü you can see its waterfall and spend an unusual day. Dağpazarı Kilisesi (Corapissus)
Mut İlçesinin 35 km kuzey batısındadır Antik ismi Corapissus olan kentin antik yol üzerinde oluşu eski kente ayrı bir önem verildiğini göstermektedir. Antik kentte hayat ağacının kollarına asılmış çok sayıda hayvan ve geometri desenlerle bezenmiş taban mozayiği göze çarpar. 15x5.50 m. ölçülerinde olan taban mozayiğinin hangi yapının taban döşemesi olduğu bilinmemektedir. Antik kentte mozayiğin yanında 3 adet heroon tipi mezar oldukça yıpranmıştır. Bizans dönemine ait kilisenin ise apsisi ve bazı duvarları ayakta kalabilmiştir Köyün güneyindeki vadide ise kaya mezarlarının bulunduğu nectopol sahası bulunmaktadır. Antik bir şehir kalıntısı üzerine kurulmuş olan yayla köyünde, bakkallar, kır kahveleri, sağlık ocağı, jandarma hizmet vermektedir. Köy ortasında bulunan kilise kalıntısı ve bir evin bahçesinde bulunan mozaikler görülmeye değer tarihi kalıntılardır. Çevresi ardıç ve maki türü bitkilerle çevrili olan köyün, iç kısmı ise meyve ve sebze bahçeleri ile kaplıdır. The Church Dağpazarı (Corapissus) İt is 35 km to the north of Mut. İts ancient name in Corapissus and it is on the ancient road because of that reasson it is very important for the environment. a lot of work was carried out in the church area and its plan generally established, its 15x5.50 m. floor was covered with mosaics. The plan with its barrel-vaulted aisles and narthex and central tower is particullarly interesting. İt suggests a compromise between the barrel-vaulted churches of mesopotamia and the İsaurian basilice with central tower as found at Meryemlik and Alahan. İn the western section of the cave a geometric mosaic consederable merit was discovered. İt is thought that it was built at the Byzantine period. The confessian in the centre of the apse had been robbed in the Karamanoğulları period.
Alahan Manastırı (Apandos):
Mut-Karaman yolunun 20. km'sindedir. Anayoldan 3 km'lik bir yolla ulaşılır. Orta Toroslar'da yaklaşık 1000-1200 m. yükseklikte ve Göksu Vadisi'ne bakan dik bir yamaca oturtulmuştur. M.S. 440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen Alahan Manastır ve Külliyesi, batı kilisesi, manastır ve doğu kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ve çevredeki mezarlardan oluşmaktadır. Bu kilise binası, Ayasofya Müzesi ile ortak mimari özellikler taşımaktadır. Kilisilerin süslenmesinde usta bir taş oymacılığı gösterilmiştir. İlk kilise korint başlıklı iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Narteksten ana mekana geçit veren kapının atkı ve yan dikmeleri kabartmalarla süslüdür. St.Paul, St.Pierre figürlerinden başka, bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cevbrail ve Mikail'in, simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, incil yazarlarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri zengin bir şekilde tasvir edilmiştir. Alahan Manastırı'nın karşısında bulunan Mağaras Dağının tepesinde de aynı döneme ait bir başka kilise bulunmaktadır. Mağaras kilisesi'nden bugün az bir yapı ayakta kalabilmiştir.
The Monastery Of Alahan (Apandos)
İt is on the road of Mut-Karaman, about 20 km away from Mut and 3 km far from the main road. İt was built on a rocky side of the Torus mountains. The monastery contains the church first, church second, church third, great portik and some places for monks. İts altitude is about 1000-1200 m. The monastery complex is thought that it was built in AD 440-442. İt is very important because of its historical and institutional value. İt shows the architecture of the fifth century. AD. There are many symbols; the fish and grape symbols, different kinds of figures and other designs and it has also the designs of St Poul and St Pierre. The side on which the monastery stands overlooks the deep valley of the Göksu River the ancient Calycadnus. There is another chursh ruins on the top of Magaras Mountain oppasite the Monastery of Alahan. İt is thought that it was built and dating in the same period. Alaoda (Mağarası) :
Mut-Karaman yolu üzerindeki Geçimli (Malya)Köyü'ndedir. Mağaranın tabanı mozaik döşemedir. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 1955 yılında Prof. Michael Gouche tarafından yapılan araştırmada burada bulduğu yazıda "Bereketli Hanım Hirstos annesi tanrımız tarafından sevilmiş..." ibaresine rastlanmış yazının devamı bozuk olduğu için okunamamıştır The Cave Of Alaoda İt is near the village of Geçimli (Malya) on the way of Mut-Karaman. The floor of the cave is covered with mosaics. When it was bult and carved was unknown. At a search which was done by Prf. Michael Fouche in 1955, a piece of inscription was found. İn the inscription "Hirstos's mother, the blessed lady was loved by God.." was read, but the other part of the inscription couldn't be read because of being destroyet. Sertavul Hanı:
Bu hanlar halen köylüler tarafından kullanılmaktadır. Çam ve ardıç ağaçlarının çevrelediği yaylanın iç kısımları meyve bahçeleri, kır çiçekleri ve dağ çayırları ile kaplıdır. Mut, Silifke, Karaman halkının rağbet ettiği yörede, Yörükler de çadır kurarak hayvanlarını otlatmaktadır. Mut - Sartavul yolunun 21. kilometresinden sağa dönülerek 1.5 km. stabilize yolla ulaşılan Atahan manastırı görülebilecek yerlerdendir. Yayla yakınında bulunan Kestel dağında Yaban Keçisi Koruma Alanı ve Avlağı'nda bulunan hayvanlar gözlemlenebilir. Yayla yakınında bulunan Kestel (Kapuzu) Kanyonu, doğa yürüyüşü için çok ilginç rotalardandır. Alt yapısı tamamlanmış olan yaylada PTT, jandarma, petrol istasyonu, bakkallar, alabalık ve et yemekleri sunan kır lokantaları hizmet vermektedir. The İnn of Sertavul : İt is on the way of Mut-Karaman high way, in a small valley on the side of the Toros Mountains. İt is about 40 kilometer away from Mut and 300 meters far from the main road. Especially, during the winter months people used to stay there in order to shelter themselves or animals. there is another inn on the other side of the mountain hill about 5 kilometers away. Today most parts of the inns were collepsed. Sinobiç (palisandos): Mut İlçesinin 3 km kuzeyinde bulunan Yeşilyurt Köyü'nün sınırları içeresinde bulunan Sinobiç kalıntıları özellikle Ardıçtepe mevkiindedir. Roma dönemine ait çok miktarda lahid ve tepede 2 adet su sarnıcı ile duvar kalıntıları mevcuttur. Bazı kaynaklarda adı Polisandos olarak geçen Sinobiç'in antik ismi kesin olarak belli değildir. Palisandos(Sinobiç): İt is about 3 km. away in the north of Mut and it is in the boarder of the Yeşilyurt Village, The ruins are especially at the side of Ardıçtepe. There are a lot of carved stone graves and two cisterns and wall inscriptions belong to the Roman period. İn some sources its name is written as Polisandos. Howerer Sinobiç's antique name is exactly unknown. Nure Sofi :
1228 yılında Selçuk Sultanı 1. Alaüddin Keykubat tarafından Ermenek Kalesi civarına yerleştirilen Karamanoğlu Beyliğinin ilk tarihi şahsiyeti Nure Sofi'dir. Karaman adını verdiği oğluna beyliği devretmesinden sonra ömrünü Mut'ta geçirmiş ve ölümü üzerine Sinanlı nahiyesi Değirmenlik Yaylası (Yalnızcabağ köyü) 'ne gömülmüştür. The Mausoleum of Nure Sofi Nure Sofi was one of the most importans persons of the Moslem Saints during the Seljukians period. Seljukian Sultan Alaad'din Keykubat settled Nure Sofi and his people around Ermenek Castle in 1228. After he turned over Karamanoğulları Beyliği to his son, Karaman, Nure Sofi contiued to live in Mut. When he died he was burried'in this place on the plateau of Değirmenlik near the Village of Yalnızcabağ.
Kızıl Minare :
Rengi nedeniyle bu adı almıştır. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Karamanoğulları döneminde yapıldığı sanılmaktadır. The Red Minaret : İt had this name from its colour. When it was built is unknown, but it is thought that it was built during the period of Karamanoğulları. Karaekşi: Karaekşi ilçeye bağlı 3 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. İçinde alabalık üretme çiftliği de bulunan Karaekşi, doğal güzellikleriyle dikkat çeken ve Orman Bakanlığı'nca Milli Park ilan edilen bir dinlenme yeridir. Karaekşi : İt is a resting place in the forest where is three kilometres from Mut. Karaekşi which has a farm breeding trout attracts people with its natural beauty and has been declared as national park by the forest Ministry. Derinçay (Hocantı) :
İlçeye elektrik veren ilk santralın kurulduğu yer olan Derinçay (Hocantı) köyü'nde bulunan Hocantı Köprüsü Karamanoğulları dönemine aittir. Köyde yine Karamanoğulları dönemine ait bir de cami bulunmaktadır. Derinçay (Hocantı) : Hocantı village has a bridge, and a mosque from Karamanoğulları ages, and the first dam which gives electricity to Mut. Kozlar Yaylası :
Yaz aylarında ilçe halkının göç ettiği yayladır. Denizden yüksekliği bin 300 metre olan yayla doğal güzellikleriyle de dikkat çeker. İkisi kısa birisi uzun kanyonların yanı başında, çok zengin deniz fosil yataklarının bulunduğu dağ yamacına kurulmuş tarih ve doğa ile içice şirin bir köydür. Su başlarında kamp yapmanın yanı sıra kanyon yürüyüşleri yapılabilir. Çevrede bulunan milyonlarca yıllık deniz fosil yatakları, kanyon yamaçlarına oyulmuş antik mezarlar, gözetleme kuleleri yaylanın diğer görülebilecek yerleridir.
Kozlar Plateau: İt is a highplateau which people of Mut move to in summer. The plateau of which heght is 1300 meters from the sea attracts people with its natural beauties, clean weather and cold spring water Sertavul Yaylası : Akdeniz'i iç Anadolu'ya bağlayan geçidin bulunduğu yerdir. Denizden yüksekliği bin 650 metre olan yaylaya yaz aylarında ilçe halkının yanısıra çevre il ve ilçelerden de göç olmaktadır. Toroslar'ın en yüksek noktası olan Sertavul'da tarihi hanlar bulunmaktadır.
Sertavul Plateau : İt is a ford which connects the Mediterranean sea to the Middle Anatolia. This plateau of which heght is 1650 metres from the sea attracts people from other cities and towns beside Mut, There are some historical caravansaries in Sertavul which is the highest ponit of Taurous Mountains.
Kestel Kamyonu : Yaban keçilerinin yaşadığı ve koruma altına alınan 5 km uzunluğunda bir kanyondur. Sarp kayalarla heybetli bir görünümü olan Kestel kanyonu, görülmeye değer bir bölgemizdir. Kestel Canyon : İt is a five km length canyon whreh wild goats live in. it is worth to see Kestel Canyon whreh has awe some wiew with steep rocks. Dere Kanyonu :
İlçeye bağlı Dere Köyü'nde bulunan kanyonda, kayalara oyulan merdivenler görülmektedir. Konuya ilişkin elde bir bilgi bulunmamaktadır. Köy civarında Osmanlılar dönemine ait köprülere rastlanmaktadır. MAVGA KALESİ
Mut İlçesinin Kozlar yaylasına giden 16 km'sindedir. Doğal yalçın kayalar oyulmak suretiyle inşa edilmiştir. Kuzeyindeki kitabede bu kulenin Selçuklular döneminde kullanıldığını göstermektedir. (M.S. 1230) Mavga Kalesi'nde su sarnıçları ve hayvan ahırları da görülmeye değer mekanlardır.
The Castle Of Mavga The Castle of Mavga is about 16 km from Mut, near the plateau of " Kozlar" which is a resort for people go on holiday. The castle was built carving into steep rocks of the side of the nountains. The inscription of the north side of the castle showed that the fortress was used by the era of tha seljuks in 1230. There are stables feed-racks and cisterns carved into the rocks. İt is thought that the castle belonged to the Hittites. İt is worth to go and see the side. DAĞ CAMİİ
Mut'un 2 km güneybatısındadır. Selçuklular dönemine ait olduğu (11.yy .sonları)sanılmaktadır. Çevredeki devrişme taşlarla yapılmıştır.
THE MOUNTAİN MOSQUE İt is 2 kilometers south-west of Mut. İt has been supposed to belong to the seljuks era. İt was contructed with the stones which collected in the same area. LAAL PAŞA CAMİİ
Karamanoğulları İbrahim Bey'in emirleri ile Laal Paşa tarafından yaptırılmıştır. (1356- 1390) Kare planlı ve orta kubbeli olan cami düzgün kesme taşlarla inşa edilmiştir. Kitabesine göre iki defa onarım gören caminin bahçesinde 2 adet türbe bulunmaktadır. Kümbetlerin birinde 3 adet, diğerlerinde ise 4 adet mezar bulunmaktadır. Evliye Çelebi Seyahatnamesi'ne göre Laal Paşa bu kümbetlerin birisinde yatmaktadır. THE MOSQUE OF LAAL PASHA
The mosque was constructed by Laal Pasha with the orders of Karamanoğlu İbrahim Bey.(1356-1390) the mosque which is square planned and the middle dome had been constructed with the flat cutting stones. According to its ins inscription, the mosque whisc was restored two times, has two tombs, conical mousoleums ant in the other one are 4 graves. According to Evliya Çelebi's Travelbook, Laal pasha was buried in one of these tombs. MUT KALESİ
Şehrin ortasında olan kalenin ilk inşa tarihi bilinmemektedir. Küçük bir garnizonu anımsatan kalenin temel taşları rektoponel düzgün kesme taşlarla örülmüştür. Karamanoğulları ve Bizans Bizans döneminde tamir gören kalenin dört adet burcu bulunmaktadır. Kalenin içinde bir de iç kale diye adlandırılan kule vardır.
THE FORTRESS OF MUT The first construction o the castle, which is in the centre of the city hasn't been known. The basic stones of the castle which reminds a small garrison had been built by rectangular by the Byzantine and Karamanoğlulları has four towevrs and there is also a tower called the inner fortress in the castle KARACAOĞLANDünyaca bilinen ünlü ozan Karacaoğlan'ın mezarı Karacaoğian (Çukur) köyü ile Dere köyü arasındaki bir tepe üzerindedir. 17. yüzyılda yaşamış büyük halk ozanı Karacaoğlan'ın hayatı ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Karacaoğlanla ilgili şu efsane kuşaktan kuşağa anlatılır. Karacaoglan sevdiği Karakız'ı babasından istemiş; verilmeyince çok üzülmüş, sazı ile gurbet ellere düşmüş. Çok yerler dolaşmış, türküler söylemiş. Karakız da aşkını içine görmüp evlenmiş. Karacaoglan ihtiyarlayınca Karakız'ın obasına dönmüş ve dere köyü yakınında bir tepeye yerleşmiş. Günün birinde ölen Karacaoğlan'ı, ilçe halkı aynı yere gömerek burayı türbe yapmışlar. Karakız, Karacaoğlan'ın ölüm haberini alınca, babasının obasından ayrılarak Ka-racaoğlan'ın mezarının başına koşmuş ve ağlaya ağlaya üzüntüsünden burada ölmüş. Bu acıklı olay karşısında duygulanan köylüler, sağ iken beraber olamayan iki sevgilinin, öldükten sonra beraber olacaklarına inandıkları için, Karakız'ın mezarını Karacaoğlan'ın yattığı yerin karşısındaki tepeye yapmışlar. O gün bu gündür, Çukur tepesindeki mezarından Karakız'ın; diğer tepedeki mezardan Karacaoğlan'ın ruhları, her gece el ayak çekildiğinde çıkar, ortadaki ovada buluşurlarmış.
November 04 welcome
<P align=center><A href="http://spaces.msn.com/serserigirl/" target=_blank><IMG alt=mawi_slyah&serserigirl src="http://img88.imageshack.us/img88/9083/serserik3xe.jpg" width=200 border=0></A><P> October 31 (( SEVİYORSAN)))
EN GÜZELİ Dalgalarına tutunup kalmaktansa Yağmur olup ağlamak en güzeli Sensiz buralarda yaşamaktansa Bir köşeye oturup ölmek en güzeli
Deli gibi sağa sola koşmaktansa Bir anda uçup gitmek en güzeli Kalbinde sadece bir hatıra olmaktansa Beni kalbinden kazıyıp atmak en güzeli
Artık bende sevgi kalmadıysa Aşkı bir ileti olarak kullanıyorsa Mesajlar sadece tuşlarda kalıyorsa Bir nefes çekip vermemek en güzeli
SerseriGirL 07/02/2007
son mektuplar vardır hani seni seviyordum diye biten, üzerinde bir kaç damla yaş izleri olan, özen gösterilip son cümlelerin yazıldığı, her bie cümlesinin acı dolu olduğu tek tek yazıldığı kaç kere yırtılıp silindiği serserigirl
----sen gibi---- 06.05.2006 SeRSeRiGiRL
&&Yalnızlık&& Adı yalnızlık oldu bu sevginin 07.05.2006 SeRSeRiGiRL
Sevmek Mi Rahat Bırak Uzak Dursun Neden boş yere acı çekeyim ki neden boş yere göz yaşı dökeyim ki çünkü sen yanımda olmadıktan sonra
Neye yarar ki benim bedenim öldükten sonra neye yarar ki son anımda olmadıktan sonra neye yarar ki sen olmadıktan sonra bu beden onun için sevmek mi rahat bırak uzak dursun :'(:'(:'( SeRSeRiGiRL 12/06/2006
KORKUYORUM
Yine sensizlikle boğuşuyorum bitti derken Yine gözlerimden yas akıyor bitti derken Yine ellerim bom boş doldu derken Yine kalbimi duyamıyorum duymuş derken
Her gün dalıyorum sensizliklere bitti derken Artik bıktım demekten korkuyorum Bir anda seni bırakmaktan korkuyorum Seni severken gitmekten korkuyorum
Dayanamıyorum artık bitsin demekten Bir anda bağırıp seni üzmekten Gözlerine bakarken gitmekten Artık korkuyorum gülüm bitmekten SeSeRiGiRL 11.10.2006
Sensizken yaşamak sensizken ağlamak sensizken gülmek var mı acaba derdim hep düşünürdüm bazen Allah yazdıysa bozsun derdim. Şimdi dönüp bakıp geçen günlerime önce gülüyorum sonrada ağlıyorum. Artık uyumuyorum çünkü her uyuduğumda o günler geliyor aklıma hiç çıkmıyor aklımdan gözümü her kapadığımda yada dalıp gittiğim de bir yerlere sen beliriyorsun karşımda. Hayat sensiz yokmuş bunu iyi biliyorum varda aslında sen olmayınca yok ben öle istediğim için. Ağlıyorum ama içimden sürekli gülüyorum ama dışımdan senin anlıyacan rol yapıyorum zor olsa da kalbim dayanmıyor. Ölüm kadar soğuk ve acımasız bu hayat seni ,bırakmak ne kadar zor oldu bir bilsen ama mecburum yapabileceğim bir şey yok mücadeleden o kadar çok yoruldum ki artık dayanamıyorum. Seni seviyorum hem de delicesine onun için kaçıyorum senden. Kalbim ağrıyor artık belki bölesi daha iyi bilmiyorum. Ben nerdeyim diye arama çünkü biliyorsun yerimi hani bir zamanlar bulmuştun ya boğulmak üzereyken beni bir kuyunun içinden tutup çıkartmıştın beni şimdi ordayım ve bu sefer çıkamayacağım bunu iyi biliyorum nedense son günlerde buz gibi oldu tenim sevgin bile ısıtmaz oldu beni çökmüşüm iyice dibe doğru artık çıkacağım diye çabalamıyorum da çünkü sebebi yok . Evet sen varsın onu unutmuşum ama artık senide o kadar çok kırdım ki sana bile tutunamıyorum. Şimdi sana karanlıktan bakıyorum ve izliyorum her bir hareketini tek tek bazen yanına bile geliyorum sana dokunuyorum ama sen hissetmiyorsun bile beni bazen arkandan geliyorum aniden dönüp bakıyorsun korkuyorum ama tekrar başını çeviriyorsun sayıları hala sayıyorsun fark ettim.
_SeRSeRiGiRL
Ask Acisi
Pelin Aydın
Git Ne Olur Git
Cundullah Fidan
Ağladım
Ağlamak Sadece Kokun Var
Uzaklardasın bir ayın batışı kadar Sessizdin bir o kadar da usulca gittin bıraktın zaman Ama o sessizlik o kadar çok yıprattı ki bedenimi Bir depremin yalnız bir adayı yıkışı gibi Sesiz, soğuk önce bir ateş kadar yakıcı Her bir parçasını bir yere dağıtır ve sonra Yavaş yavaş çeker ya içine sonsuz okyanusun içine Sessizce ama o kadar dayanılmaz acı çektirir ya Kalbim dayanamıyor göz yaşlarım artık durmuyor Bedenim ise daha ne kadar dayanır bilmiyorum Ah aşk önce deprem öncesi sessizlik gibisin Önce her şey güzel kalbin kuş gibi uçuyorsun Sonra bir avcının gazabına uğrayarak yerlerde buluyorsun kendini Uyanıyorsun ama çok geç oluyor her şey senin için Bedenin artık bir yağmur gibi çakılıyor yerlere Dayanılmaz bir acı kalbim kaldırmıyor Sigarada içiyorum artık ama ne fayda Kesmiyor her içişte seni çekiyorum içime Her nefeste doluyorsun içime çıkarken de yakıyorsun bedenimi Artık okyanusun üzerinde yüzüyorum ufak bir sandalın üzerinde Sessiz sensiz gezeliyor sonsuzluğa doğru rota çizemeden Hangi kıyıda durur bilmem belki bir kıyaya ulaşamadan batar Onu da bilmiyorum … SERSERİGİRL
October 25 DOSTLARIMMDOSTLARIM VE BEN SERSERİGİRL
DÖRTLÜ
MORİS&SERSERİGİRL
|
||||||||||



HayatınSesi 
Hayat birgün üzülmüş her zaman güldüğü için biliyormusunuz neden çünkü her üzüldüğünde bir kişi ağlıyor ve ona lanet okuyormuş düşünmüş ben gülsemde üzülüyorlar acı versem de neden bu insanlar hep ağlıyor demiş kendi kendine neden herkes hayatından memnun değil de şikayetçi ben bu kadar mı kötüyüm???
Kendince sorular sormaya başlamış önce yaşlı bir adamla sohbet etmiş hayatı üzerine
Adama sormuş neden memnun değilsin diye yaşlı adam şöyle anlatmış “ilk adımı attığımda o kadar güzeldi ileriyi düşünmemek güveninden sanırım sonra her adımda zorlaştı . okul, iş sonra o güzel evlilik ardından işte sana ilk lanet okuduğum zaman hatırlıyorsundur hatırlaman imkansız zaten benim yaşam gücümü çaldın o gün çünkü sevgimi çaldın en değerli şeyimi eşimi şimdi bana söyler misin neden? Ben sana soruyorum sen nedenini sordun mu kendine neden hem mutluluk hem de ardından acı veriyorum diye ???
Hayat susmuş ve sonra cevap vermiş bu senin sınavın diye ve ardından ayrılmış….
Sonra parkta oturmuş kitap okuyan bir genç görmüş usulca kulağına fısıldamış “hayat senin için ne demek” diye genç söyle cevaplamış.
“ Daha ben başındayım ama şimdiden yok oldum benim için bir anlamı kalmadı demiş.” Şaşırmış hayat neden demiş ? genç söyle cevap vermiş “ ben neden kitap okuyorum biliyorsun değil mi demiş. Bu kitabın gibi senin de sonun var demiş ben seni okuyorum ve şimdiden sende yok oldum demiş” bir daha şaşırarak ayrılmış ordan.
Sonra elinde çocuğu olan genç bir anne görmüş sokakta anne o kadar masummuş ki bir o kadar da güzel ama ağlıyormuş yanına yaklaşarak sormuş neden ağlıyorsun anne sessiz bir şekilde fısıldamış “ hayat bu kadar işte daha ne soruyorsun sen kendinde ara cevabı benim ne anlamım var ki bu gelip geçen zamanda az önce minik yavrum öldü daha ne demiş” hayat şaşırarak ayrılmış tekrar
ufak bir kız görmüş o kadar güzel gülüyormuş dayanamayıp sormuş "sen neden gülüyorsun" kız şöyle cevap vermiş. " her ağladığımda bana gülüyorlar da ondan demiş..."
Onun hayata inat gülmek en güzeli acılarımız bazen bizi yıksa da güçlü olmanın sırrı güler yüz ama gözlerini kapattığın zaman ise hayat işte o zaman başlıyor.
Ben okuduğum bir kitabın sayesinde karamsarlıktan kurtuldum çünkü ben her ağladığımda onlar bana gülüyor değil mi? Hayat karşımda duracak kadar güçlü müsün bakalım?


oyuncak sanılan bebek
Sizin hiç oyuncak bebeğiniz kırıldı mı veya parçalandı mı hala onu düşünürüm geriye bakıp , daha yeni okul çağında bir kız ne bilsin ki başına gelecekleri ilerde babasının almış olduğu bebekle oynar her gün onunla konuşur onunla dertleşir onunla bir sürü şımarıklıklar yapar gün gelir okulu başlar yavaş yavaş ihmal etmeye başlar bebeğini sonra okul bitti diğeri başladı derken bebek vitrinde yerini alır o küçük kız büyümeye başlar. Gün gelir doğum gününün birinde bir bebek hediye eder arkadaşının biri kız bunu yanından ayırmaz olur . buda bizim vitrin güzeli bebeğini içten içe yaralar o kadar seviyormuş ki o kızı ama bir türlü kendini hatırlamasına yarayacak bir bulamıyormuş. Bu arada kız okulu bitirir ve çalışmaya başlamıştır. Kız bir gün annesiyle sohbet ederken duymuş bebek sevdiği birisinin olduğunu ve onun için her şeyi yapabileceğini söylemiş annesine bebek o an bir daha parçalanmış içten içe çünkü küçük bebeği unutmuş artık hatta sonraki geleni bile, bebek ne yapacağını bilememiş ama yine susup beklemiş. Bu arada kız son haftalarda çok sinirli olmaya başlar annesine bile sesini yükseltiyor iyinliğine bir şey dese annesine bağırıyor ve onu kırıyordu. Kız o gün eve geç geldi annesi ile tartıştı sonra odaya geçti. Yatağa attı kendini ama nasıl ağlıyor ya hüngür hüngür belli bir süre böle ağladıktan sonra ses kesildi sanırım sızdı. O kadar kötü ağladı ki gücünün yeteceğini sanmıyorum. Son bir haftadır her gece ağlıyor lanet ediyordu bu hayata.. ertesi gün gülerek girdi annesini öptü babasını öptü yemek yedi güldü onlarla sonra odasına geçti. Önce bir bardak su aldı geldi içerden sonra oturdu bir mesaj çekti birde güldü ben de sevincimden vitrine iyice yaklaştım. O arada beyaz bir kağıda bir şeyler yazdı üstünde anne ve baba özür dilerim yazıyordu. Kız sonra çantasından hapları çıkartarak eline boşalttı tam ağzına katacağı sırada bizim bebek can havliyle vitrinden kendini attı ve paramparça oldu kız korkusundan elindeki hapları fırlattı o sese annesi ve babası kalktı kız yere baktığında ağlamaya başladı annesi babası da geldi annesi ne oldu demeye kalmadan yazıyı gördü. Ve şimdi kız tedavi görüyor neden mi o bebek onun kalbi olduğunu ve onu ne kadar ihmal ettiğini anladığı için. Bebeğin parçalarını yapıştırdı ama eskisi gibi değil di artık. Şimdi hayat kız için o kadar değerli ki kırık kalbini artık çok ii koruyo…..



Bugün içim bilmediğim kadar daha mutlu yine daldım o müziklere ne kadar da dinlemiyecem desemde dinliyorum kahretsin hep mısrasında sen aklımdan geçiyorsun. Artık unutmak istiyorum bitirmek tamamen ama her zaman şunu unutuyorum sen bitersen bende bitiyorum. Nefret ediyorum bu hayattan diyorum ama sen olunca içinde daha çok seviyorum nedense. Bazen gülerim kendi kendime benim salaklığım diyerek . kadermiş kısmetmiş hayatmış derler işte hepsi bir hizada ve sen sürekli karşımda . susyorum ve susacam bazen öyle doluyor ki için bağırmak sesizce çığlık atmak istiyorum. Ağlıyorum ben bile farkına varmıyorum seni düşünürken. İşte sevmek acının en güzeli bence ama değer bilmedikten sonra da en küstahıdır. Sevmekte sevilemekte insana acı veriyor sonucunda değil mi?


Aşk yasaklandı artık
Halka açık yerlerde
El tutmak yol açıyor diye hesapsız susmalara
Kaldırdık tüm tutuşmaları
Yasak kelime oyunu yapmak
Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok
Tomurcuklanmak günah ve bir insan gözü yüzünden yüz gün ardarda uyumamak
Kimse ölmesin diye kimsenin aklında
Her sevdalı verdiği sözü geri alacak
Güneşi ayı hatta hiçbir tabiat olayı şahit gösterilmeyecek hiçbir sevdaya
Ne deniyorsa onu atacak kalp
Ve süresi yirmidört saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın
SeRSeRiGiRLOccupation HOŞ GELDİNİZ ARKADAŞLAR.
sessizce çığlıkların yaşandığı belkide en güzel gözyaşlarının döküldüğü spacesime hoş geldiniz |
|
No list items have been added yet.
|
|
|