SeRSeRiGiRL's profile$1Tღ♥♡ (¯`·»¤SeRSeRiGiRL...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    December 07

    AvenTuRA

    SERSERİGİRL
    I LOVE YOU  AVENTURA
     
    December 07

    MerSin / MuT


     


     

    MERSİN-MUT
     


      

     

     

     

    Mut ilçesi Karaman-Mersin karayolu üzerinde Mersine bağlı, Toros dağlarının güney yamaçlarında kurulmuş yaklaşık 37 bin nüfuslu bir ilçedir. Ne zaman kurulduğuna dair bulgular bizi M.Ö. 2000 yıllarına kadar götürür. Yapılan arkeolojik kazılarda bu tarihe kadar uzanan bulgulara rastlanmıştır. Tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yaptığı bilinen ilçe en parlak günlerini Bizanslılar döneminde yaşamıştır. İlçenin hemen her yerinde eski yaşamlara ait kalıntılara rastlamak olasıdır. Bugün ayakta kalabilmiş ve gezilmeye değer belli başlı yapılar arasında Alahan Manastırı ve Dağpazarı kilisesi, Mut Kalesi, Mavga Kalesi, Taş Han, La'al Paşa Camii ve Dağ camii başta gelir.


     



     


     

    Bunun dışında Toros dağlarının muhteşem doğasını tadacak ve doğa harikası güzellikleri görüp gezebileceğiniz bir ilçedir. Bu doğa harikası güzellikler içinde yakın zamanda tabiat anıtı olarak ünvan almış Yerköprü, Kırkpınar, Sason Kanyonu, Karaeşki, SİT alanı olarak barındırdığı dağ keçileri ile av turizmine de hizmet eden Kestel kanyonu ve bakmaya doyamayacağınız Göksu vadisi en başta gelenleridir. Göksu ırmağını besleyen çok sayıda irili ufaklı akarsu tam bu yörede Göksu'ya karıştığından bunların oluşturduğu vadiler ve kanyonlar ile doğal güzelliklerini sergiliyorlar.

                                                                  

     

     

    17. Yüzyılda yaşamış Ünlü Halk Ozanı Karacaoğlan'ın mezarı Mut'tadır. İlçeye bağlı Çukur (Karacaoğlan) köyünde, ozanın mezarının olduğu yere Kültür bakanlığı tarafından bir anıt yaptırılmıştır. Oldukça engebeli bir arazi yapısına sahip olan ilçede halkın büyük çoğunluğu hakim olan yörük kültürünün de etkisiyle tarım ve hayvancılıkla uğraşır.En önemli tarım ürünleri Zeytin ve Kayısıdır. Dünyada ilk turfanda kayısının üretildiği ve piyasaya çıktığı yer olarak ünlenmiştir. Her yıl Haziran ayının ilk haftasında çeşitli sanatçıların katıldığı Kayısı Festivali düzenlenmektedir.  

     

                                                                          

     

     

     

    Balabolu Harebeleri(Adrasos):

    Mut'un batısında Yalnızcabağ Köyü Değirmenlik Yaylası'ndadır. Büyük bir antik yerleşim alanı olduğu görülmektedir. Ayakta hiçbir sağlam yapı kalmamış olmakla birlikte çok sayıda lahit ve duvar kalıntıları bulunmaktadır.

    The Ruins of Balabolu (Adrasos)

    :İt is about 50 km. for from Mut on the Değirmenlik plateau of the Yalnızcabağ Village. İt is a very large antique area. Although there are so many carved grave stones and inscriptions, there are no buildings up, all of them are in ruins.

    Yerköprü:

         İlçe merkezine 35 km uzaklıktaki bu doğa harikası, Göksu nehrini besleyen Ermenek çayının uzun yıllar boyu süren topraktaki aşındırma etkisi sonucu derin bir vadi meydana gelmiştir. Doğal su tünelinin uzunluğu 250 metredir. Yerköprü 'de göreceğiniz doğal tünel ve şelale size unutulmaz bir gün geçirtecektir

    Yerköprü:

          İt is a natural ground bridge over the Ermenek River, it is about 35 km away from Mut. İt flows into the Göksu River and joins it near the Village of Suçatı. The river fows in a deep valley and passes through a tunnel which is about 250 m long. İf you go to Yerköprü you can see its waterfall and spend an unusual day.

    Dağpazarı Kilisesi (Corapissus)

          Mut İlçesinin 35 km kuzey batısındadır Antik ismi Corapissus olan kentin antik yol üzerinde oluşu eski kente ayrı bir önem verildiğini göstermektedir. Antik kentte hayat ağacının kollarına asılmış çok sayıda hayvan ve geometri desenlerle bezenmiş taban mozayiği göze çarpar. 15x5.50 m. ölçülerinde olan taban mozayiğinin hangi yapının taban döşemesi olduğu bilinmemektedir. Antik kentte mozayiğin yanında 3 adet heroon tipi mezar oldukça yıpranmıştır. Bizans dönemine ait kilisenin ise apsisi ve bazı duvarları ayakta kalabilmiştir Köyün güneyindeki vadide ise kaya mezarlarının bulunduğu nectopol sahası bulunmaktadır. Antik bir şehir kalıntısı üzerine kurulmuş olan yayla köyünde, bakkallar, kır kahveleri, sağlık ocağı, jandarma hizmet vermektedir. Köy ortasında bulunan kilise kalıntısı ve bir evin bahçesinde bulunan mozaikler görülmeye değer tarihi kalıntılardır. Çevresi ardıç ve maki türü bitkilerle çevrili olan köyün, iç kısmı ise meyve ve sebze bahçeleri ile kaplıdır.

    The Church Dağpazarı (Corapissus)

            İt is 35 km to the north of Mut. İts ancient name in Corapissus and it is on the ancient road because of that reasson it is very important for the environment. a lot of work was carried out in the church area and its plan generally established, its 15x5.50 m. floor was covered with mosaics. The plan with its barrel-vaulted aisles and narthex and central tower is particullarly interesting. İt suggests a compromise between the barrel-vaulted churches of mesopotamia and the İsaurian basilice with central tower as found at Meryemlik and Alahan. İn the western section of the cave a geometric mosaic consederable merit was discovered. İt is thought that it was built at the Byzantine period. The confessian in the centre of the apse had been robbed in the Karamanoğulları period.

     

    Alahan Manastırı (Apandos):

           Mut-Karaman yolunun 20. km'sindedir. Anayoldan 3 km'lik bir yolla ulaşılır. Orta Toroslar'da yaklaşık 1000-1200 m. yükseklikte ve Göksu Vadisi'ne bakan dik bir yamaca oturtulmuştur. M.S. 440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen Alahan Manastır ve Külliyesi, batı kilisesi, manastır ve doğu kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ve çevredeki mezarlardan oluşmaktadır. Bu kilise binası, Ayasofya Müzesi ile ortak mimari özellikler taşımaktadır. Kilisilerin süslenmesinde usta bir taş oymacılığı gösterilmiştir. İlk kilise korint başlıklı iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Narteksten ana mekana geçit veren kapının atkı ve yan dikmeleri kabartmalarla süslüdür. St.Paul, St.Pierre figürlerinden başka, bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cevbrail ve Mikail'in, simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, incil yazarlarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri zengin bir şekilde tasvir edilmiştir. Alahan Manastırı'nın karşısında bulunan Mağaras Dağının tepesinde de aynı döneme ait bir başka kilise bulunmaktadır. Mağaras kilisesi'nden bugün az bir yapı ayakta kalabilmiştir.

     

    The Monastery Of Alahan  (Apandos)

           İt is on the road of Mut-Karaman, about 20 km away from Mut and 3 km far from the main road. İt was built on a rocky side of the Torus mountains. The monastery contains the church first, church second, church third, great portik and some places for monks. İts altitude is about 1000-1200 m. The monastery complex is thought that it was built in AD 440-442. İt is very important because of its historical and institutional value. İt shows the architecture of the fifth century. AD. There are many symbols; the fish and grape symbols, different kinds of figures and other designs and it has also the designs of St Poul and St Pierre. The side on which the monastery stands overlooks the deep valley of the Göksu River the ancient Calycadnus. There is another chursh ruins on the top of Magaras Mountain oppasite the Monastery of Alahan. İt is thought that it was built and dating in the same period.

    Alaoda (Mağarası) :

           Mut-Karaman yolu üzerindeki Geçimli (Malya)Köyü'ndedir. Mağaranın tabanı mozaik döşemedir. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 1955 yılında Prof. Michael Gouche tarafından yapılan araştırmada burada bulduğu yazıda "Bereketli Hanım Hirstos annesi tanrımız tarafından sevilmiş..." ibaresine rastlanmış yazının devamı bozuk olduğu için okunamamıştır

    The Cave Of Alaoda

          İt is near the village of Geçimli (Malya) on the way of Mut-Karaman. The floor of the cave is covered with mosaics. When it was bult and carved was unknown. At a search which was done by Prf. Michael Fouche in 1955, a piece of inscription was found. İn the inscription "Hirstos's mother, the blessed lady was loved by God.." was read, but the other part of the inscription couldn't be read because of being destroyet.

    Sertavul Hanı:

           Bu hanlar halen köylüler tarafından kullanılmaktadır. Çam ve ardıç ağaçlarının çevrelediği yaylanın iç kısımları meyve bahçeleri, kır çiçekleri ve dağ çayırları ile kaplıdır. Mut, Silifke, Karaman halkının rağbet ettiği yörede, Yörükler de çadır kurarak hayvanlarını otlatmaktadır. Mut - Sartavul yolunun 21. kilometresinden sağa dönülerek 1.5 km. stabilize yolla ulaşılan Atahan manastırı görülebilecek yerlerdendir. Yayla yakınında bulunan Kestel dağında Yaban Keçisi Koruma Alanı ve Avlağı'nda bulunan hayvanlar gözlemlenebilir. Yayla yakınında bulunan Kestel (Kapuzu) Kanyonu, doğa yürüyüşü için çok ilginç rotalardandır. Alt yapısı tamamlanmış olan yaylada PTT, jandarma, petrol istasyonu, bakkallar, alabalık ve et yemekleri sunan kır lokantaları hizmet vermektedir.

    The İnn of Sertavul :

           İt is on the way of Mut-Karaman high way, in a small valley on the side of the Toros Mountains. İt is about 40 kilometer away from Mut and 300 meters far from the main road. Especially, during the winter months people used to stay there in order to shelter themselves or animals. there is another inn on the other side of the mountain hill about 5 kilometers away. Today most parts of the inns were collepsed.

    Sinobiç (palisandos):

           Mut İlçesinin 3 km kuzeyinde bulunan Yeşilyurt Köyü'nün sınırları içeresinde bulunan Sinobiç kalıntıları özellikle Ardıçtepe mevkiindedir. Roma dönemine ait çok miktarda lahid ve tepede 2 adet su sarnıcı ile duvar kalıntıları mevcuttur. Bazı kaynaklarda adı Polisandos olarak geçen Sinobiç'in antik ismi kesin olarak belli değildir.

    Palisandos(Sinobiç):

           İt is about 3 km. away in the north of Mut and it is in the boarder of the Yeşilyurt Village, The ruins are especially at the side of Ardıçtepe. There are a lot of carved stone graves and two cisterns and wall inscriptions belong to the Roman period. İn some sources its name is written as Polisandos. Howerer Sinobiç's antique name is exactly unknown.

    Nure Sofi :

          1228 yılında Selçuk Sultanı 1. Alaüddin Keykubat tarafından Ermenek Kalesi civarına yerleştirilen Karamanoğlu Beyliğinin ilk tarihi şahsiyeti Nure Sofi'dir. Karaman adını verdiği oğluna beyliği devretmesinden sonra ömrünü Mut'ta geçirmiş ve ölümü üzerine Sinanlı nahiyesi Değirmenlik Yaylası (Yalnızcabağ köyü) 'ne gömülmüştür.

    The Mausoleum of  Nure Sofi

           Nure Sofi was one of the most importans persons of the Moslem Saints during the Seljukians period. Seljukian Sultan Alaad'din Keykubat settled Nure Sofi and his people around Ermenek Castle in 1228. After he turned over Karamanoğulları Beyliği to his son, Karaman, Nure Sofi contiued to live in Mut. When he died he was burried'in this place on the plateau of Değirmenlik near the Village of Yalnızcabağ.

     

    Kızıl Minare :

        Rengi nedeniyle bu adı almıştır. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Karamanoğulları döneminde yapıldığı sanılmaktadır.

    The Red Minaret :

         İt had this name from its colour. When it was built is unknown, but it is thought that it was built during the period of Karamanoğulları.

    Karaekşi:

           Karaekşi ilçeye bağlı 3 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. İçinde alabalık üretme çiftliği de bulunan Karaekşi, doğal güzellikleriyle dikkat çeken ve Orman Bakanlığı'nca Milli Park ilan edilen bir dinlenme yeridir.

    Karaekşi :

           İt is a resting place in the forest where is three kilometres from Mut. Karaekşi which has a farm breeding trout attracts people with its natural beauty and has been declared as national park by the forest Ministry.

    Derinçay (Hocantı) :

          İlçeye elektrik veren ilk santralın kurulduğu yer olan Derinçay (Hocantı) köyü'nde bulunan Hocantı Köprüsü Karamanoğulları dönemine aittir. Köyde yine Karamanoğulları dönemine ait bir de cami bulunmaktadır.

    Derinçay (Hocantı) :

          Hocantı village has a bridge, and a mosque from Karamanoğulları ages, and the first dam which gives electricity to Mut.

    Kozlar Yaylası :

          Yaz aylarında ilçe halkının göç ettiği yayladır. Denizden yüksekliği bin 300 metre olan yayla doğal güzellikleriyle de dikkat çeker. İkisi kısa birisi uzun kanyonların yanı başında, çok zengin deniz fosil yataklarının bulunduğu dağ yamacına kurulmuş tarih ve doğa ile içice şirin bir köydür. Su başlarında kamp yapmanın yanı sıra kanyon yürüyüşleri yapılabilir. Çevrede bulunan milyonlarca yıllık deniz fosil yatakları, kanyon yamaçlarına oyulmuş antik mezarlar, gözetleme kuleleri yaylanın diğer görülebilecek yerleridir.

     

    Kozlar Plateau:

           İt is a highplateau which people of Mut move to in summer. The plateau of which heght is 1300 meters from the sea attracts people with its natural beauties, clean weather and cold spring water

    Sertavul Yaylası :

          Akdeniz'i iç Anadolu'ya bağlayan geçidin bulunduğu yerdir. Denizden yüksekliği bin 650 metre olan yaylaya yaz aylarında ilçe halkının yanısıra çevre il ve ilçelerden de göç olmaktadır. Toroslar'ın en yüksek noktası olan Sertavul'da tarihi hanlar bulunmaktadır.

     

    Sertavul Plateau :

          İt is a ford which connects the Mediterranean sea to the Middle Anatolia. This plateau of which heght is 1650 metres from the sea attracts people from other cities and towns beside Mut, There are some historical caravansaries in Sertavul which is the highest ponit of Taurous Mountains.

     

    Kestel Kamyonu  :

          Yaban keçilerinin yaşadığı ve koruma altına alınan 5 km uzunluğunda bir kanyondur. Sarp kayalarla heybetli bir görünümü olan Kestel kanyonu, görülmeye değer bir bölgemizdir.

    Kestel Canyon  :

           İt is a five km length canyon whreh wild goats live in. it is worth to see Kestel Canyon whreh has awe some wiew with steep rocks.

    Dere Kanyonu  :

        İlçeye bağlı Dere Köyü'nde bulunan kanyonda, kayalara oyulan merdivenler görülmektedir. Konuya ilişkin elde bir bilgi bulunmamaktadır. Köy civarında Osmanlılar dönemine ait köprülere rastlanmaktadır.

    MAVGA KALESİ

         Mut İlçesinin Kozlar yaylasına giden 16 km'sindedir. Doğal yalçın kayalar oyulmak suretiyle inşa edilmiştir. Kuzeyindeki kitabede bu kulenin Selçuklular döneminde kullanıldığını göstermektedir. (M.S. 1230) Mavga Kalesi'nde su sarnıçları ve hayvan ahırları da görülmeye değer mekanlardır.

     

    The Castle Of Mavga

          The Castle of Mavga is about 16 km from Mut, near the plateau of " Kozlar" which is a resort for people go on holiday. The castle was built carving into steep rocks of the side of the nountains. The inscription of the north side of the castle showed that the fortress was used by the era of tha seljuks in 1230. There are stables feed-racks and cisterns carved into the rocks. İt is thought that the castle belonged to the Hittites. İt is worth to go and see the side.

    DAĞ CAMİİ

          Mut'un 2 km güneybatısındadır. Selçuklular dönemine ait olduğu (11.yy .sonları)sanılmaktadır. Çevredeki devrişme taşlarla yapılmıştır.

     

    THE MOUNTAİN MOSQUE

         İt is 2 kilometers south-west of Mut. İt has been supposed to belong to the seljuks era. İt was contructed with the stones which collected in the same area.

    LAAL PAŞA CAMİİ

    Karamanoğulları İbrahim Bey'in emirleri ile Laal Paşa tarafından yaptırılmıştır. (1356- 1390) Kare planlı ve orta kubbeli olan cami düzgün kesme taşlarla inşa edilmiştir. Kitabesine göre iki defa onarım gören caminin bahçesinde 2 adet türbe bulunmaktadır. Kümbetlerin birinde 3 adet, diğerlerinde ise 4 adet mezar bulunmaktadır. Evliye Çelebi Seyahatnamesi'ne göre Laal Paşa bu kümbetlerin birisinde yatmaktadır.

    THE MOSQUE OF LAAL PASHA

           The mosque was constructed by Laal Pasha with the orders of Karamanoğlu İbrahim Bey.(1356-1390) the mosque which is square planned and the middle dome had been constructed with the flat cutting stones. According to its ins inscription, the mosque whisc was restored two times, has two tombs, conical mousoleums ant in the other one are 4 graves. According to Evliya Çelebi's Travelbook, Laal pasha was buried in one of these tombs.

    MUT KALESİ

           Şehrin ortasında olan kalenin ilk inşa tarihi bilinmemektedir. Küçük bir garnizonu anımsatan kalenin temel taşları rektoponel düzgün kesme taşlarla örülmüştür. Karamanoğulları ve Bizans Bizans  döneminde tamir gören kalenin dört adet burcu bulunmaktadır. Kalenin içinde bir de iç kale diye adlandırılan kule vardır.

     

    THE FORTRESS OF MUT

            The first construction o the castle, which is in the centre of the city hasn't been known. The basic stones of the castle which reminds a small garrison had been built by rectangular by the Byzantine and Karamanoğlulları has four towevrs and there is also a tower called the inner fortress in the castle

    KARACAOĞLAN

             Dünyaca bilinen ünlü ozan Karacaoğlan'ın mezarı Karacaoğian (Çukur) köyü ile Dere köyü arasındaki bir tepe üzerindedir. 17. yüzyılda yaşamış büyük halk ozanı Karacaoğlan'ın hayatı ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Karacaoğlanla ilgili şu efsane kuşaktan kuşağa anlatılır. Karacaoglan sevdiği Karakız'ı babasından istemiş; verilmeyince çok üzülmüş, sazı ile gurbet ellere düşmüş. Çok yerler dolaşmış, türküler söylemiş. Karakız da aşkını içine görmüp evlenmiş. Karacaoglan ihtiyarlayınca Karakız'ın obasına dönmüş ve dere köyü yakınında bir tepeye yerleşmiş. Günün birinde ölen Karacaoğlan'ı, ilçe halkı aynı yere gömerek burayı türbe yapmışlar.

         Karakız, Karacaoğlan'ın ölüm haberini alınca, babasının obasından ayrılarak Ka-racaoğlan'ın mezarının başına koşmuş ve ağlaya ağlaya üzüntüsünden burada ölmüş. Bu acıklı olay karşısında duygulanan köylüler, sağ iken beraber olamayan iki sevgilinin, öldükten sonra beraber olacaklarına inandıkları için, Karakız'ın mezarını Karacaoğlan'ın yattığı yerin karşısındaki tepeye yapmışlar. O gün bu gündür, Çukur tepesindeki mezarından Karakız'ın; diğer tepedeki mezardan Karacaoğlan'ın ruhları, her gece el ayak çekildiğinde çıkar, ortadaki ovada buluşurlarmış.

                                                                                    

    November 04

    welcome

               

     

                                                                                

                                                                blog

     

                                                                          

     

     

     

     

    « ***___ 2006  ___ ***»

    ÖLÜMMELEĞİM

      


     Free Counters

                                                                       


          

     

     

     

    mawi_slyah&serserigirl

     

    <P align=center><A href="http://spaces.msn.com/serserigirl/" target=_blank><IMG alt=mawi_slyah&amp;serserigirl src="http://img88.imageshack.us/img88/9083/serserik3xe.jpg" width=200 border=0></A><P>

     

    October 31

    (( SEVİYORSAN)))


     


     


     

     

     

    EN GÜZELİ 

    Dalgalarına tutunup kalmaktansa

    Yağmur olup ağlamak en güzeli

    Sensiz buralarda yaşamaktansa

    Bir köşeye oturup ölmek en güzeli

     

    Deli gibi sağa sola koşmaktansa

    Bir anda uçup gitmek en güzeli

    Kalbinde sadece  bir hatıra olmaktansa

    Beni kalbinden kazıyıp atmak en güzeli

     

    Artık  bende sevgi kalmadıysa

    Aşkı bir ileti olarak kullanıyorsa

    Mesajlar sadece tuşlarda kalıyorsa

    Bir nefes çekip vermemek en güzeli

     

                                                                SerseriGirL

                                                                07/02/2007

     


     


     

     son mektuplar vardır hani seni seviyordum diye biten, üzerinde bir kaç damla yaş izleri olan, özen gösterilip son cümlelerin yazıldığı, her bie cümlesinin acı dolu olduğu tek tek yazıldığı kaç kere yırtılıp silindiği

                                                                                                           serserigirl

     

     

     ----sen gibi----

    Hayat bazen seni sevmek gibi
    Bir gülüp bir ağlamak gibi
    Son bakışta gözlerimi yummak gibi
    Yani sen gibi

    Görmesemde sesini duymak gibi
    Anlamasan da anlamak gibi
    Sensiz duramamak gibi
    Yani seni sevmek gibi

    Nehirlerin delice akışı gibi
    Rüzgarın sert esmesi gibi
    Yağmurlar doyasıya ıslanmak gibi
    Seni delice özlemek gibi

    Sensiz bir gitarın teline dokunmak gibi
    Her şarkıda seni anmak gibi
    Her sözde seni hissetmek gibi
    Yani seni beste yapmak gibi

    06.05.2006

    SeRSeRiGiRL

     

     

    &&Yalnızlık&&

    Adı yalnızlık oldu bu sevginin
    Uzakalra dalıp gidiyorum
    Seni arıyorum her gün batımında
    Yine bu parçayı dinliyorum

    Seni bekliyorum yanımda olmanı istiyorum
    Artık büyüdü sevgin bende
    Kalbim daha çok özlüyor seni artık
    Yine bu şarkı adı yalnılık

    Evet yine bir gün batımı sensiz
    Ama yarın güneş doğacak senle
    Bu aşk dalgalar gibi çoştu sensiz
    Sensizcesine bu yalnızlık 
         

     07.05.2006

    SeRSeRiGiRL

     

     

     

     

     

    Sevmek  Mi Rahat Bırak Uzak Dursun

    Neden boş yere acı çekeyim ki

    neden boş yere göz yaşı dökeyim ki

    çünkü sen yanımda olmadıktan sonra

     

    Neye yarar ki  benim bedenim öldükten sonra

    neye yarar ki  son anımda olmadıktan sonra

    neye yarar ki sen olmadıktan sonra bu beden

    onun için sevmek mi rahat bırak uzak dursun

    :'(:'(:'(

                                        SeRSeRiGiRL

    12/06/2006

                                   

     

     


     

             
                                                                                                                                                                                
     

    KORKUYORUM

     

    Yine sensizlikle boğuşuyorum  bitti derken

    Yine gözlerimden yas akıyor bitti derken

    Yine ellerim bom boş doldu derken

    Yine kalbimi duyamıyorum  duymuş derken

     

    Her gün  dalıyorum sensizliklere bitti derken

    Artik bıktım demekten korkuyorum

    Bir anda seni bırakmaktan korkuyorum

    Seni severken gitmekten korkuyorum

     

    Dayanamıyorum artık bitsin demekten

    Bir anda bağırıp seni üzmekten

    Gözlerine bakarken gitmekten  

    Artık korkuyorum gülüm bitmekten

     SeSeRiGiRL

    11.10.2006

     

     

     

     

    Sensizken yaşamak  sensizken ağlamak sensizken gülmek var mı acaba  derdim hep düşünürdüm bazen Allah yazdıysa bozsun derdim. Şimdi dönüp bakıp geçen günlerime önce gülüyorum sonrada ağlıyorum. Artık uyumuyorum çünkü her uyuduğumda o günler geliyor aklıma hiç çıkmıyor aklımdan gözümü her kapadığımda yada dalıp gittiğim de bir yerlere sen beliriyorsun karşımda. Hayat sensiz yokmuş bunu iyi biliyorum varda aslında sen olmayınca yok ben öle istediğim için. Ağlıyorum ama içimden sürekli gülüyorum ama dışımdan  senin anlıyacan rol yapıyorum  zor olsa da kalbim dayanmıyor. Ölüm kadar soğuk ve acımasız bu hayat seni ,bırakmak ne kadar zor oldu bir bilsen ama mecburum yapabileceğim bir şey yok mücadeleden o kadar çok yoruldum ki artık dayanamıyorum. Seni seviyorum hem de delicesine onun için kaçıyorum senden. Kalbim ağrıyor artık belki bölesi daha iyi bilmiyorum. Ben nerdeyim diye arama çünkü biliyorsun yerimi hani bir zamanlar bulmuştun ya boğulmak üzereyken beni bir kuyunun içinden tutup çıkartmıştın beni şimdi ordayım ve bu sefer çıkamayacağım bunu iyi biliyorum nedense son günlerde buz gibi oldu tenim sevgin bile ısıtmaz oldu beni çökmüşüm iyice dibe doğru artık çıkacağım diye çabalamıyorum da çünkü sebebi yok . Evet  sen varsın onu unutmuşum ama  artık senide o kadar çok kırdım ki sana bile tutunamıyorum. Şimdi sana karanlıktan bakıyorum ve izliyorum her bir hareketini tek tek  bazen yanına bile geliyorum sana dokunuyorum ama sen hissetmiyorsun bile beni bazen arkandan geliyorum aniden dönüp bakıyorsun korkuyorum ama tekrar başını çeviriyorsun sayıları hala sayıyorsun fark ettim. 

     

                                                                                                                     _SeRSeRiGiRL

     

     

     


     

     

    Ask Acisi

    Eger seviyorsan
    ve sevgin karsiliksiz kalmissa,
    o zaman yüregin
    üzgün ve bitkin olabilir,
    Zira bu durumda,
    bir seven olarak
    kendini hakli hissedersin.
    Ama ben diyorum ki, hakli degilsin.
    sen
    Sevginin tadina varmalisin,
    sana degil,
    kendine ait olan bir çiçek
    seni sevindirmeli
    ve ona
    duygularini
    bir armagan olarak
    sunmalisin.
                                                                       P. Lauster


     

     

     


     

         Özlemek Seni     

    Seni özlemek...

    Herşeyden önce
    Ve
    herşeyden sonra
    yine

    seni özlemek...

    hangi müzik uyar bilmem
    ruhumun "sen haline"

    hangi şiir yazılır bilmem
    ruhumun "biz haline"

    hangi aşk doldurur bilmem
    ruhlarımızın "eş halini"

     

                                                               Pelin Aydın

     


     

     Git Ne Olur Git

    Ellerim titriyor senden söz edildiğinde,
    Tutamadığın ellerim.
    Gözlerim doluyor senden söz edildiğinde,
    Bir kez bakmaksızın hayır dediğin gözlerim.
    Gönlüm yanıyor zaten hep sende sensiz,
    İçinde olduğun hep içinde yaşadığın...

    Gidemiyorum hiç bir yere,
    Senin yanına sürüklüyor beni hayat bir kez daha..
    Oysa silmeliyim seni silmeliyim tutkumu içimden öylece..
    Gİt zaten bıraktın beni bana,
    Git ne olur git...


     

                                                                                                   Cundullah Fidan

     

     

     

     

     

    Ağladım

    Seni getirsin diye gecelere yalvardım
    Bu hasret bitsin diye saatlerce ağladım
    Gözümdeki her yaşta özlem vardı
    En başta küstüm sevgiye aşka,
    AĞLADIKÇA AĞLADIM

    Anıların içinde
    Seni sensiz yaşadım
    Dert büyüdü içimde
    AĞLADIKÇA AĞLADIM

    Doğan Yıldırım 
     

     


     

     

     

    Ağlamak

    Ağlamak
    Bazı acılarda yetmez
    Bazı ölümlere

    Örtüsüdür bazı acıların
    Örter, örtülmez
    Savunur bir süre

    Ağlayanlar sevinmeli
    Sevin ağlıyabiliyorsan
    Acılar art arda dinmeli

    Durur bir nöbetçi gibi
    Durur bir bekçi gibi
    Zamana gülmeli-gülmeli.

    Sevin ağlıyabiliyorsan
    Unutmanın kardeşidir ağlamak
    Uyur uyanır yatağında duyguların
    Düşüncenin kucağında hep çocuktur
    Ağlamak.

    Özdemir Asaf

    Sadece Kokun Var

    Dün sahil kenarına indim.
    Buluştuğumuz ilk banka oturdum.
    Gözlerim daldı ufuklara önce
    Sonra yaşla doldu.
    Gittikten sonra çok değişmiş buralar.
    Sana çiçek aldığım yer kapanmış.
    Çay içtiğimiz yer de.
    Yürüdüğümüz yollar yok artık.
    Adını yazdığım kaya parçası yosun tutmuş.
    İskelede balık tutan
    İnsanlar yok.
    Balkonunda oturup elini ilk tuttuğum
    Adalar vapuru emekliye ayrılmış.
    Benden başka herkes, her şey
    Unutmuş seni.
    Yalnız deniz hatırlıyor…
    Nereden mi biliyorum,
    Deniz halâ sen kokuyor.

    Erol Ardıbatan


     


     


     

     

     


     


    Uzaklardasın bir ayın batışı kadar

    Sessizdin bir o kadar da usulca gittin bıraktın zaman

    Ama o sessizlik o kadar çok yıprattı ki bedenimi

    Bir depremin yalnız bir adayı yıkışı gibi

    Sesiz, soğuk  önce bir ateş kadar yakıcı

    Her bir parçasını bir yere dağıtır ve sonra

    Yavaş yavaş çeker ya içine sonsuz okyanusun içine

    Sessizce ama o kadar dayanılmaz acı çektirir ya

    Kalbim dayanamıyor göz yaşlarım artık durmuyor

    Bedenim ise daha ne kadar dayanır bilmiyorum

    Ah aşk önce deprem öncesi sessizlik gibisin

    Önce her şey güzel kalbin kuş gibi uçuyorsun

    Sonra bir avcının gazabına uğrayarak yerlerde buluyorsun kendini

    Uyanıyorsun ama çok geç oluyor her şey senin için

    Bedenin artık bir yağmur gibi çakılıyor yerlere

    Dayanılmaz bir acı kalbim kaldırmıyor

    Sigarada içiyorum artık ama ne fayda

    Kesmiyor her içişte seni çekiyorum içime

    Her nefeste doluyorsun içime çıkarken de yakıyorsun bedenimi

    Artık okyanusun üzerinde yüzüyorum ufak bir sandalın üzerinde

    Sessiz sensiz gezeliyor sonsuzluğa doğru rota çizemeden

    Hangi kıyıda durur bilmem belki bir kıyaya ulaşamadan batar

    Onu da bilmiyorum …

                                                                         SERSERİGİRL

     


     

    October 25

    DOSTLARIMM

    DOSTLARIM VE BEN SERSERİGİRL


     

     

     

    DÖRTLÜ


     

     

    MORİS&SERSERİGİRL


     

     

     

    GAMIS&MORİS


    NIGHTFOX&GAMIS


     

    NIGHTFOX

    KENZO


    GAMIS


     

    MORİS


    YAMAN TAKIMI


    Herşey bu fotograflar kadar güzel olsa

    October 24

    ~~komedi~~



     

     
    Kelime: 1 Nisan
    - Abi, 31 Mart'tan sonra ne gelir ?
    - 32 Mart
    - Harbiden bravo yani. Senin gibi lama'dan baska cevap beklenemezdi zaten.
     
     
     
    Kelime: Uçak
    - Havada uçar ya..
    - Leylek
    - Yok bunun kanatları var
    - Ulen leyleğin yok mu ?
     
     

    Odasında Sıgara İçen Çocuk Babasına Yakalanınca :)


    baba: sen sigara mı içiyon len !?
    cocuk: ne sigarası , para verdiğin mi var. gasteye çay sardım içiyom

    baba: sen sigara mı içiyon len !?
    cocuk: yok tam olarak içemiyom yeni öğrenmeye başladım baba bu nasıl çekiliyo bi göstersen beee

    baba: sen sigara mı içiyon len !?
    cocuk: baba valla bu ağır geldi sen bana ondan verde bunu sen iç olmazsa

    baba: sen sigara mı içiyon len !?
    cocuk: tütün bana bu tütün salakmıyım ben sıgaraya para vereyim

    baba: sen sigara mı içiyon len !?
    cocuk: sus baba bi ya ben sevgilimden ayrılmışım burda teselli bulmaya çalışıyom şunla sende teselli edeceğine sıgaramı için lennn diyon allahtan içki içmiyom şükret işde

    baba: sen sigara mı içiyon len !?
    cocuk: az önce içtim bişey anlamadım bidene daha yakam dedim yakarken gördün baba az önce içmişdim ben


    baba: sigaramı içiyon len !?
    cocuk: yok baba , yapay atmosfer bu, hoca ödev verdi , o bakimdan yani
    baba: ha ok ozaman

    baba: sen sigara mı içiyon len !?
    cocuk: hee canın mı çekti , içeceksen bak paket orda
    baba: hönk!

    baba: sen sigara mı içiyon len !?
    cocuk: ordan bakınca neye benziyoo

    baba: sen sigara mı içiyon len !?
    cocuk: yok baba korku filmi çeviriyom , sigara dumanı da efekt şeyyettirsin diye yani
    baba: oldu !

     

     

    Kelime: terlik
    - neyle yürürsün
    - ayak!!!
    - heh hani böyle ayakların üşür altında onlar olur böle yumşak yumşak
    - koyun!!
    - yuh onun daha küçüğü ya, koyun dedi hödük!
    - kuzu!!!
    - allah belanı versin pas

     

    Kilo ile Cep Telefonu

    Mersin'de bir esnaf, kilo ile cep telefonu satışı başlattı. Dükkânında cep telefonu satan Kasım Ekinci, işyerine astığı afişle ''Kilo ile cep telefonu satışı''nın başladığını duyurdu. Ekinci bu kampanyadan sonra satışlarının patladığını söyledi.Amacının herkesin çağın teknolojik imkanından yararlanmasını sağlamak olduğunu belirten Ekinci, ''Herkes cep telefonu sahibi olsun istiyorum. Satışlardan memnunum adeta patlama oldu'' dedi. Ekinci, elinde bulunan belirli marka telefonları gramını 1 milyon 960 bin liradan sattığını ifade ederek, ''Vatandaş büyük ilgi gösteriyor. Oldukça dikkati çektik. İnsanlar arkadaşlarıyla veya akrabalarıyla birlikte oluyor ve gelip kiloyla telefon alıyorlar'' şeklinde konuştu.

                                                      

      Sinek İlacı Öldürdü

    Bugün sabah saatlerinde Mersin'de yaşanan bir olay Hoşer ailesini yasa boğdu. Sinan Hoşer işe gitmek üzere yola çıkmıştı. Yolda esnerken ağzına bir sinek kaçan talihsiz adam hemen soluğu eczanede aldı. Sinan Hoşer sineğin midesinde hala canlı olduğunu düşünerek eczaneden aldığı sinek ilacını ağızına sıktı. Zehirlenen talihsiz adam tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Talihsiz adamın oğlu E.H. olayın ardından "sineklerin kökünü kazıyacağım" diyerek intikam yeminleri etti.



     


     


     

    October 16

    ÖLÜM MELEĞİM


    Ölüm meleğim geldi bu  gece

    Gök yüzü karanlık ve soğuk bu gece

    Ama ayrı bir güzelliği var yinede

    Yıldızlar farklı yanıyor sanki her biri başka güneş gibi

    Rüzgar esiyor sanki bana en son şarkımı fısıldar gibi

    Yine şarkı hani yalnızlığa lanet eden var ya o şarkı

    Her sözünde beni yaralayan o şarkı

    Bir ara rüzgar kuvvetini artırdı ve sonra aniden durdu

    Buz gibi bir havayla ve her taraf duman  artı bir o kadar siyah

    O siyah duman bir an da bembeyaz oldu

    Bir nefes gibi ses yaklaştı yanıma kalbimin derinliklerine indi

    Bende birisini anımsattı belki daha önce duyduğum ses

    Hatırlamıyorum ..

    Sonra bir ses daha , artık iyi biliyordum bu sesi

    Hani bir gün kulağıma fısıldadığın bir şarkı varya

    İşte işte.. o ses sensin biraz devam ettin sonra

    Yüzün yüzün belirdi o bembeyaz dumanda

    Sonra baktın bir şey söylemek istedim kayboldu

    Ben suskun bir çığlıkla göz yaşlarına boğuldum..

    Arkamdan gelen bir ses sen sandım hemen dödüm

    Karanlık bir yüz tanıyamadım daha doğrusu belli belirsiz bir yüz

    Bana seslendi “ son isteğiniz yerine getirildi”  dedi.

    Donmuş kalmışım sonra bir ses daha bu biraz usulcaydı

    “ evine gitmeye hazır mısın?” diye ben bu sefer yüzüne baktım

    O soğuk yüz anlatılır ama biz sadece düş ederdik

    Bana tekrar seslendi “ evine gitmeye hazır mısın ?” diye

    Ben biraz korkak ürkmüş  kısık bir ses tonuyla “evet” dedim

    Kalbim çok sesiz di sanki uyumuş bir kelebek  kadar

    Ellerim yüzüm artık donuk bir şekilde 

    Tekrar bir ses geldi “şimdi gözlerini kapat” diye

    Kapattım..

    Ve ebedi sonsuzluk benim oldu …

     

     

     

    Ertesi sabah kalktım ama hepsi bir rüya kalbim o kadar çok ağrıyordu ki bedenim o kadar soğuk ki anlatamam. Hayatımda bu kadar güzel bir rüya görmedim. Çünkü o ses benim yaşama sebebim o fısıldı o şarkı tekrar duydum ya gördüm ya yüzünü ufak bir belirti olsa bile..

    Yaşarken ölüydüm ama rüyam da hep yaşadım çünkü her gece aynı ses aynı yüz beni hayata bağladı.  Benim sonsuzluğum sen rüyalarım sen ama hayatım değil . çünkü yaşayan bir ölünün hayatı olmaz. Kalpsiz bir yaşam olmaz . Unuttun  mu  ben kalbim sende hani ayaklar altına alıp ezdiğin .. 

                                                                       SERSERİGİRL  

     


     

    October 03

    ufak bir ders

     

     

                      

                                          

     

     

             

     
     

     

     

     

                                 HayatınSesi                        

     

     

    Hayat  birgün üzülmüş her zaman güldüğü için  biliyormusunuz neden çünkü her üzüldüğünde bir kişi ağlıyor ve ona lanet okuyormuş düşünmüş ben gülsemde üzülüyorlar acı versem de neden bu insanlar hep ağlıyor demiş kendi kendine neden herkes hayatından memnun değil de şikayetçi ben bu kadar mı kötüyüm???

    Kendince sorular sormaya başlamış önce yaşlı bir adamla sohbet etmiş hayatı üzerine

    Adama sormuş neden memnun değilsin diye yaşlı adam şöyle anlatmış “ilk adımı attığımda o kadar güzeldi ileriyi düşünmemek güveninden sanırım sonra her adımda zorlaştı . okul, iş  sonra o güzel evlilik ardından işte sana ilk lanet okuduğum zaman hatırlıyorsundur hatırlaman imkansız zaten benim yaşam gücümü çaldın o gün çünkü sevgimi çaldın en değerli şeyimi eşimi şimdi bana söyler misin neden? Ben sana soruyorum sen nedenini sordun  mu kendine neden hem mutluluk hem de ardından acı veriyorum diye ???

    Hayat susmuş ve sonra cevap vermiş bu  senin sınavın diye ve ardından ayrılmış….

    Sonra parkta oturmuş kitap okuyan bir genç görmüş usulca kulağına fısıldamış “hayat senin için ne demek” diye genç söyle cevaplamış.

    “ Daha ben başındayım ama şimdiden yok oldum benim için bir anlamı kalmadı demiş.” Şaşırmış hayat neden demiş ?  genç söyle cevap vermiş “ ben neden kitap okuyorum biliyorsun değil mi demiş. Bu kitabın gibi senin de sonun var demiş ben seni okuyorum ve şimdiden sende yok oldum demiş” bir daha şaşırarak ayrılmış ordan.

    Sonra elinde çocuğu olan genç bir anne görmüş sokakta anne o kadar masummuş ki bir o kadar da güzel ama ağlıyormuş yanına yaklaşarak sormuş neden ağlıyorsun anne sessiz bir şekilde fısıldamış “ hayat bu kadar işte  daha ne soruyorsun sen kendinde ara cevabı benim ne anlamım var ki  bu gelip geçen zamanda az önce minik yavrum öldü daha ne demiş” hayat şaşırarak ayrılmış tekrar  
    ufak bir kız görmüş o kadar güzel gülüyormuş dayanamayıp   sormuş "sen neden gülüyorsun" kız şöyle cevap vermiş. " her ağladığımda bana gülüyorlar da ondan demiş..."

    Onun hayata inat gülmek en güzeli acılarımız bazen bizi yıksa da güçlü olmanın sırrı güler yüz ama gözlerini kapattığın zaman ise hayat işte o zaman başlıyor.

     

    Ben okuduğum bir kitabın sayesinde karamsarlıktan kurtuldum çünkü ben her ağladığımda onlar bana gülüyor değil mi? Hayat  karşımda duracak kadar güçlü müsün bakalım?

     



     


     


     

    oyuncak sanılan bebek
     

    Sizin hiç oyuncak bebeğiniz kırıldı mı veya parçalandı mı hala onu düşünürüm geriye bakıp , daha yeni okul çağında bir kız ne bilsin ki başına gelecekleri ilerde babasının almış olduğu bebekle oynar her gün onunla konuşur onunla dertleşir onunla bir sürü şımarıklıklar yapar gün gelir okulu başlar yavaş yavaş ihmal etmeye başlar bebeğini sonra okul bitti diğeri başladı derken bebek vitrinde yerini alır o küçük kız büyümeye başlar. Gün gelir doğum gününün birinde bir bebek hediye eder arkadaşının biri kız bunu yanından ayırmaz olur . buda bizim vitrin güzeli bebeğini içten içe yaralar o kadar seviyormuş ki o kızı ama bir türlü kendini hatırlamasına yarayacak bir bulamıyormuş. Bu arada kız okulu bitirir ve çalışmaya başlamıştır. Kız bir gün annesiyle sohbet ederken duymuş bebek sevdiği birisinin olduğunu ve onun için her şeyi yapabileceğini söylemiş annesine bebek o an bir daha parçalanmış içten içe çünkü küçük bebeği unutmuş artık hatta sonraki geleni bile, bebek ne yapacağını bilememiş ama yine susup beklemiş. Bu arada kız son haftalarda çok sinirli olmaya başlar annesine bile sesini yükseltiyor iyinliğine bir şey dese annesine bağırıyor ve onu kırıyordu. Kız o gün eve geç geldi annesi ile tartıştı sonra odaya geçti. Yatağa  attı kendini ama nasıl ağlıyor ya hüngür hüngür belli bir süre böle ağladıktan sonra ses kesildi sanırım sızdı. O kadar kötü ağladı ki gücünün yeteceğini sanmıyorum. Son bir haftadır her gece ağlıyor lanet ediyordu  bu hayata.. ertesi gün gülerek girdi annesini öptü babasını öptü yemek yedi güldü onlarla sonra odasına geçti. Önce bir bardak su aldı geldi içerden sonra oturdu bir mesaj çekti birde güldü ben de sevincimden vitrine iyice yaklaştım. O arada beyaz bir kağıda bir şeyler yazdı üstünde anne ve baba özür dilerim yazıyordu. Kız sonra çantasından hapları çıkartarak eline boşalttı tam ağzına katacağı sırada  bizim bebek can havliyle vitrinden kendini attı ve paramparça oldu kız korkusundan elindeki hapları fırlattı o sese annesi ve babası kalktı kız yere baktığında ağlamaya başladı annesi babası da geldi annesi ne oldu demeye kalmadan yazıyı gördü. Ve şimdi kız tedavi görüyor neden mi o bebek onun kalbi  olduğunu ve onu ne kadar ihmal ettiğini anladığı için. Bebeğin parçalarını yapıştırdı ama eskisi gibi değil di artık. Şimdi hayat kız için o kadar değerli ki kırık kalbini artık çok ii koruyo…..

     

     

     

     


     


     
     



     


     


     


      



     


     



     

    Bugün içim bilmediğim kadar daha mutlu yine daldım o müziklere ne kadar da dinlemiyecem desemde dinliyorum kahretsin hep mısrasında sen aklımdan geçiyorsun. Artık unutmak istiyorum bitirmek tamamen ama her zaman şunu unutuyorum sen bitersen bende bitiyorum. Nefret ediyorum bu hayattan diyorum ama sen olunca içinde daha çok seviyorum nedense. Bazen gülerim kendi kendime benim salaklığım diyerek . kadermiş kısmetmiş hayatmış derler işte hepsi bir hizada ve sen sürekli karşımda . susyorum ve susacam bazen öyle doluyor ki için bağırmak sesizce çığlık atmak istiyorum. Ağlıyorum ben bile farkına varmıyorum seni düşünürken. İşte sevmek  acının en güzeli bence ama değer bilmedikten sonra da en küstahıdır. Sevmekte sevilemekte insana acı veriyor sonucunda değil mi?

     


     


     



     



     


     Aşk yasaklandı artık
    Halka açık yerlerde
    El tutmak yol açıyor diye hesapsız susmalara
    Kaldırdık tüm tutuşmaları
    Yasak kelime oyunu yapmak
    Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak
    Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok
    Tomurcuklanmak günah ve bir insan gözü yüzünden yüz gün ardarda uyumamak
    Kimse ölmesin diye kimsenin aklında
    Her sevdalı verdiği sözü geri alacak
    Güneşi ayı hatta hiçbir tabiat olayı şahit gösterilmeyecek hiçbir sevdaya
    Ne deniyorsa onu atacak kalp
    Ve süresi yirmidört saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın

     

    August 26

    TÜRKİYEMMM

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     


     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    July 06

    hayat